Doğan Güreş
1926 yılında Adana'da dünyaya gelen Doğan Güreş; Harp Okulu, Kara Harp Akademisi, Yüksek Komuta Akademisi, Roma NATO Savunma Koleji'nden mezun oldu. Silahlı Kuvvetler'in en üst kademesine kadar yükselen Güreş, 3. Kolordu Komutanı, İstanbul Harp Akademileri Komutanı, 1 inci Ordu Komutanı, Kara Kuvvetleri Komutanı, Genelkurmay Başkanı görevlerinde bulundu.

Emekli olduktan sonra DYP'den siyasete giren emekli Orgeneral, 20. dönemde de yine Kilis'ten milletvekili seçildi. Ülkenin en güçlü konumunda olduğu dönemde zaman zaman iki oğlundan biri olan tiyatrocu Serdar Güreş nedeniyle zor anlar yaşadı. Genç Güreş çıkardığı olaylar nedeniyle sık sık magazin basınına konu oldu.

Tak diye emreder, şak diye yaparım

DYP Genel Başkanı Tansu Çiller'e bağlılığı ile adı "Tak-Şakçı milletvekili"ne çıkan Doğan Güreş, bu sözlerin bir gazeteci tarafından üretildiğini söyledi. Güreş, "Hoşuma gitti, sesimi çıkarmadım. Çünkü demokratik bir görünüş veriyordu" dedi.

Terörle mücadele, siyasete girişi, Körfez Savaşı gibi birçok konuya yer veren bir kitap yazan Güreş'in, kitabında yer alan anılarından bazıları şöyle:

"Genelkurmay Başkanı iken Güneydoğu'da sıkıyönetim kalktı, olağanüstü hal ilan edildi. Ama baktık ki memleket çok kötüye gidiyor, yasal olmayan müdahalede bulunduk. Bunu yapmasaydım, 1992'de PKK'yı söküp atamazdık. Herşey olabilirdi. Esas 1992'de vurduk biz."

"Bir komutan, "Kapınız yanıyor, siz üst katta oturuyorsunuz" dedi. Talabani ile Barzani kavga ediyor. Bu durumda PKK, Kuzey Irak'ta azmış. Senin elinde 10 bin tane polis var. Gayet kolay biçimde binanın arkasından gel, karakola bombayı at, git. Ne yapacaktık: Alçak Şiddetli Mücadele."

Apo ile Zana irtibatlıydı

"Hava Kuvvetleri'nin pilotları, gidip nokta gibi hedefleri, sineği bile vuracak hale geldi. 1992'deki Kuzey Irak harekatıyla ölü veya yaralı olarak 4 bin terörist ele geçirildi. Apo telsizde, "Asın, kesin. Onlar korkak, hücum edin" diyordu. Leyla Zana ile irtibattaydı."

"İngiliz ve diğer meslektaşlarım, 'Bu mücadelede siz bizi geçtiniz. Biz IRA ile 1969'dan beri mücadeledeyiz. Eğer bu hususta talimnameniz varsa, alabilir miyiz?' dedi. Subaylarımız bunun kitabını yazdılar. Ama gizli belge olduğu için vermedim."

"Ekonomi kötü olmasına rağmen, hükümetler hep para buldu. Sayın Demirel Başbakan iken ABD ile direkt temasa geçti. Başkasına verilecek Skorsky'lerin hemen yönünü değiştirtip, buraya getirtti. Bana, "Asker için para her zaman bulunur" dedi."

"Tansu Çiller de bir yerlerden fevkalade paralar buldu. Bizim de özel hallerde kullanılacak silahlara ihtiyacımız vardı. Bir kısmını Kuzey Irak'taki pazarlardan aldık."

"Refahyol kurma" dedim

"Sayın Çiller'i de yüzüne karşı eleştirdim. Bunu vazife kabul ederim. Ama bazıları, çok doğrucuyum, her şeyi söylerim, der, o kabalık olur. Sayın Çiller yaptığım bütün eleştirilerde herhangi bir reaksiyon göstermedi."

"Emekli olduktan sonra Türkiye milletvekilliği için, "Paşam sana ihtiyaç var" diye çok öneri geldi. Sayın Çiller'den milletvekilliği teklifi almadım. Emekli olduktan sonra bir toplantıda görüştük. Ama Sayın Demirel ile konuştuk. Arada bir telefon açar, "Paşam, sizi andık, bir ihtiyacınız var mı?" diye sorardı. Karar verdikten sonra Sayın Çiller aradı."

"10 kişinin olduğu bir toplantıda Sayın Çiller'e, "Refahyol'a girme. Hazır değiller. Çünkü söyledikleri sözler var. Siz de bunlar için iyi şeyler söylemediniz. Bir rüzgar gelir, aşağıya gidersiniz" dedim."

"Güven oylamasında, 30 senedir siyasetin içinde olan iki ANAP'lı bana, "Paşam, aman gelme, küfür ederler, dayanamazsınız. 'Ret' dediğinizde partinizden tepki gelir" dediler. Dedikleri çıktı. Bazı milletvekilleri dövüldü. Bana onu yapsalardı ne yapardım bilmiyorum."

"O zaman daha yeni askerlikten çıkmışım. Oylamadan önce Kenan Paşa'yı aradım, "Oraya geliyorum" dedim. Gelmemek, zaten güven oyu vermemek demekti. Fakat birileri eleştirdi, etek esprisi çıktı."

"Siyasete girdiğime ilk bir - iki sene pişman oldum. Anayol başarısız oldu, bütün liderleri gezdim. "Bir araya gelip çoğunluğu bulun. Türkiye'yi düzlüğe çıkarın" dedim. Kilis'te liderlerin beni dinlemediği söylendiğinde "Tarihe baksınlar" dedim. "Darbe istiyor" dediler. Darbe isteyen adam halkın huzuruna çıkarak, köylünün elini sıkarak seçimle oraya gelir mi? 28 Şubat sürecini tarihe bırakıyorum."